Jump to content
Sign in to follow this  
kurutr

Fıkralar

Recommended Posts

Hakim, "O butiğe hırsızlık amacıyla tam 4 kez arka

arkaya girmişsin..." diye sormuş sanığa..

"Evet efendim.."

"Neler çaldın?"

"Sadece bir adet elbise efendim.."

"Bir elbise?.. Ama dört kere girmişsin?.." "Evet efendim.. İlk üç keresinde karım elbisenin

rengini beğenmedi...!

Share this post


Link to post
Share on other sites

At çalmak için bir ahıra giren

hırsız yakalanır. Ev sahibi

merak ederek,sorar: - Nasıl at çalındığını bana öğretirsen bir daha

atlarımın çalınmasına çare arayacağım ve seni de

serbest bırakacağım. Hırsız kabul eder. Adamın gözü önünde atın

yularını çözer, gemini vurur, üstüne atlayıp dört

nala uzaklaşırken bağırır:

- Öğrendin mi? İşte at böyle çalınır.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Mahallede yaramaz iki kardeş varmış. Mahallede ne oluyorsa herkes onlardan

biliyormuş. Bir şey kaybolsa cam kırılsa ne

olursa olsun onlar suçlanırmış. Anneleri

şikayete dayanamamış onları camiye imamın

yanına götürmüş. İmam tek tek yanına

çağırmış önce büyüğünü çağırmış oğlum kıble nerde demiş. Çocuktan cevap gelmeyince

bağırarak kıble nerdeeee demiş çocuk

kardeşinin elinden tutup ağlayarak kaçmış.

Kardeşi “Abi ne oldu?” diye sormuş. Abiside

oğlum bu sefer iş büyük kıble kaybolmuş

bizden biliyorlar demiş

Share this post


Link to post
Share on other sites

Temel bankayı soymak suçu ile yargılanmaktaymış. Son celsede hakim yeterli

delil bulunmadığı için temelin tahliyesine karar

verir. Temel bu güzel haberi duyduğu an Hakime

seslenir:

- uy cözüni sevdigumun hacim beyi , yani

şimdi bu paralar benumdur değil mu?

Share this post


Link to post
Share on other sites

Temel bankayı soymak suçu ile yargılanmaktaymış. Son celsede hakim yeterli

delil bulunmadığı için temelin tahliyesine karar

verir. Temel bu güzel haberi duyduğu an Hakime

seslenir:

- uy cözüni sevdigumun hacim beyi , yani

şimdi bu paralar benumdur değil mu?

 

:rofl: :rofl: :rofl: :rofl: :rofl: :rofl: :rofl: :rofl: :rofl:

Share this post


Link to post
Share on other sites

Temel Ambulans şoförü olarak çalışmaktadır. Günlerden bir gün bir otobüs kazası olmuş ve

Temeller ambulans çağrısı alırlar ve hemen

olay yerine gitmek için harekete geçerler.

Kaza yerine gittikleri zaman gördükleri

manzara çok kötüdür. Her tarafta yaralılar,

ölüler… Yakınmalar yeri göğü inletmektedir.

Lakin adamcağızın biri diğerlerinden fazla

bağırmaktadır. Temel de adamın

yanına gider ve bakarki adamın iki bacağı

birden kırılmış.

Temel yaralıya basıyor fırçayı : - Ula uşağum ayuptur bu senin yaptuğun.

Şunun şurasında iki bacağun kırılmış sadece.

Bak orada insanlar ölmüşler hiç ses

çıkarıyorlar midur?

Share this post


Link to post
Share on other sites

Temel ve Cemal ruh ve sinir hastalıkları hastanesinden kaçmışlar. Bunun üzerine

doktorlar ve hastane yönetimi bütün gün iki

kafadarı aramış… Bakmadık yer bırakmamışlar

fakat bir türlü onları bulamamışlar. Akşam

hastaneye döndüklerinde Temel ile Cemal’i

hastanede görmüşler; Doktorlar: – Sabahtan beri sizi arıyoruz, nereye gittiniz?  Temel: –

Bugün prova yaptuk yarun kaçmayi

düşüniyoruz.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Adamın biri kafeye oturmuş 1 kola söylemiş. Kara

kara düşünmeye başlamış. Kapıda baba yiğit bir

adam gelmiş masasına oturmuş, kolasını içmiş ve

sormuş:

-Hayırdır birader ne düşünüyorsun.

-Ben ne bahtsızım, demiş. Sabah karımla tartıştım karım beni boşadı. İşe geç kaldım

patron işten kovdu. İşten çıktım yolda araba çarptı.

Kendimi öldüreyim dedim tabanca

tutukluk yaptı. Asmaya karar verdim ip koptu.

Doğal gazla öleyim dedim faturayı ödememişim.

Fare zehri alıp geldim kolaya koydum onu da sen içtin ooff offf

Share this post


Link to post
Share on other sites

Adamın biri kafeye oturmuş 1 kola söylemiş. Karakara düşünmeye başlamış. Kapıda baba yiğit biradam gelmiş masasına oturmuş, kolasını içmiş vesormuş:-Hayırdır birader ne düşünüyorsun.-Ben ne bahtsızım, demiş. Sabah karımla tartıştım karım beni boşadı. İşe geç kaldımpatron işten kovdu. İşten çıktım yolda araba çarptı.Kendimi öldüreyim dedim tabancatutukluk yaptı. Asmaya karar verdim ip koptu.Doğal gazla öleyim dedim faturayı ödememişim.Fare zehri alıp geldim kolaya koydum onu da sen içtin ooff offf

:D güzel fıkralar :D

Share this post


Link to post
Share on other sites

Temel  İstanbul’dan Memleketindeki köyüne kahkahalar içinde geri dönüyormuş bunu

duyan köylüler Temel’in niçin güldüğünü

sormuşlar, Temel: Otobüs şoförünü kazıkladum’der Köylüler: Nasıl Kazıkladun’demişler. Temel demiş ki: İstanbul terminalden uygun fiyat olduğu içun

gidiş-dönüş bileti aldum; şu anda geldim fakat

geri dönmeyecegum.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Temel  gölde balık avlamaktadır. Yanına jeepiyle yabancı bir adam yaklaşır ve

Temel’e şöyle der:

- Ağabey  su çok derin mi? der.

Temel cevap verir:

- Yok uşagum  senin jeep geçer der.

Temel’lin sözü üzerine adam jeepi göle sürer ve sonra jeep batmadan adam kapıyı açar

boğulmaktan güç bela kurtulur, sinirli bir

şekilde Temel’in boğazına atlar:

- Hani geçebiliyordu ulan ölüyordum bee! der.

Temel:

- Ne bileyum ben, biraz öncesinde bir ördek geçiyordu, vallahi su boynuna celiyordu da.

Share this post


Link to post
Share on other sites

iki deli hastaneden kacmislar o kadar kosmuslar cok yorulmuslar nefes nefese kalmislar sherin ortasinda durmuslar

ve buyuk tuvaletleri gelmis buyuk olan deli gencin birini durdurup demiski burda en yakin nerde tuvalet var  genc hal ve tavirlarindan deli olduklarini anlamis ve cop varillerini gostererek orasi demis kosarak gitmisler ve varillerin usune cikarak tuvaletlerini yapmaya baslamis

ahali toplanmis meraklarindan toplandikca yoplanmislar bakiyolarmis buyuk olan deli kucuk olana bakarak gordunmu lan az daha gec kalsak sira beklicektik..  :blush:

Share this post


Link to post
Share on other sites

Temel İlyas’a Babam öldü, der. İlyas Temel’e sorar:

- Niçin öldü? Temel:

- Apartmanin 9. Katının balkonundan düştü. İlyas:

- Eyvah parçalandi mi? Temel:

- Yok, girişteki bakkalın önündeki brandaya

düşünce oradan havalanip karşi apartmana

yöneldi. İlyas:

- Apartmana mi çarpti, nasil oldu?

- Yok, karşi apartmanin balkonunda çamaşırlar

asiliydü. Çamaşır ipine vurup fabrikanın

bahçesine düştü. İlyas:

- Orada mi öldü? Temel:

- Yok, fabrika çelik yay fabrikası, bahçedeki

yayların üzerine düşüp havalandü yeniden… İlyas:

- Peki sonra? Temel:

- Sonrasi ne? Baktik ki yere hala inmiyor, biz

de furduk oni.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Nasa Mars’a adam gönderecekmiş. Yalnız 1 adam gönderilip gönderilen kişi bir daha

dünyaya gelmeyecekmiş . İlk aday olan

mühendise bu iş için ne kadar isteyeceğini

sormuşlar:

- 1 Milyon Dolar demiş ve eklemiş – unescoya

bağışlayacağım. İkinci aday olan doktora da ilkine sorulan soru

tekrar sorulur Doktor:

- 2 Milyon Dolar demiş. – Bir milyonunu aileme

bir milyonunu da tıbbi araştırmalara

bağışlayacağım.

Üçüncü aday olan Temel aynı soruya - 3 Milyon Dolar diye cevap verince yetkililer

diğerleri bu kadar az isterken kendisinin

neden 3 milyon dolar istediğini sormuşlar.

Temel yetkililerin kulağına fısıldayarak sessiz

bir şekilde

- 1 milyonunu ben alırım, 1 milyonunu size veririm, ilk adayı da

Mars’a göndeririz. ;D

Share this post


Link to post
Share on other sites

Biyoloji dersi sınavı için sınıftaki öğrenciler çok sıkı çalışmış. Tutulan notlar ezberlenmiş.

Öğrenciler sınavın yapılacağı gün okula

gitmişler, bir de bakmışlar, ortada kağıt kalem

yok sadece sıra sıra mikroskoplar var.

Öğretmen; - “Bu mikroskop lam’larında bir

böceğin bacağı bulunmaktadır. Biyoloji sınavınız mikroskop lamlarındaki böcek

bacağından  böceğin hangi tür olduğunu

tanımak”

Doğal olarak hemen itirazlar olmuş; ama

itirazlar nafile, öğretmen kararından

vazgeçmemiş. Öğrenciler mikroskoplarına geçmiş, ama uzun uğraşlara rağmen böceği

tanıyamıyorlar. En sonunda öğrencinin biri bu duruma

dayanamamış, kapıyı çarpıp dışarı çıkmış.

Öğretmen arkasından seslenmiş;

- “Sen kimsin,  kapıyı çarpıp çıkıyorsun?”

Kapı hafifçe aralanmış ve sonrasında kapı

aralığından bir bacak uzanmış ve şöyle ses gelmiş:

- “Tanısana hadi tanısana kim olduğumu

Share this post


Link to post
Share on other sites

Nasreddin Hoca hayvanlarına ağır yükler yükleyen onlara eziyet eden köylülerine iyi bir

ders vermek ister. Günlerden bir gün eşeğine

binerek köy meydanında dolaşmaya başlar.

İşin garibi dolu bir çuvalı da sırtına almış,

köyün içerisinde gezmektedir. Köylüler şaşırıp

sormuş : – Yahu Hoca , hem eşeğin üzerindesin, hem çuvalı sırtında taşıyorsun. Bu

iş nedir böyle ? Nasrettin  Hoca cevabı

yapıştırmış hemen : – Zavallı hayvancık, der.

Zaten neredeyse gece gündüz durmadan bana

hizmet ediyor. Sırtına bindiriyor, yüklerimi

taşıyor, değirmeni çeviriyor. Bu kadar hizmetlerinden sonra  dolu çuvalı da eşeğe

yüklemek istemedim. Eşeğe yazık olur. Bu

yüzden ben sırtıma çuvalı aldım.

Share this post


Link to post
Share on other sites

BENİM ABİ BENİM!

Temel birgün wolksvogen marka arabasıyla yolda giderken, kırmızı ışıkta duran bir Limuzine arkadan çarpar. Aşağıya inen Temel başlar adama yalvarmaya: - "Abi yalvarırım beni affet, ben garibanın tekiyim." Bunun üzerine adam Temel'e: - "Tamam seni affettim hadi git." der. Temel arabasına biner ve adam önde Temel arkada yola devam ederler. Kırmızı ışıkta Temel tekrar Limuzine arkadan çarpar ve kafayı camdan uzatarak: - "Benim abi benim!" der.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Temel, Dursun’a sorar: -Bu gün ögleyin cok güzel bir şey yedum, pil

pakalum ne yedum?

-Ula ne Bileyum?

-Pi golayluk edeyrüm sana… Yedugum şey “P”

ile başliyiii… Dursun.-pilav midur?… Temel:-Hayır… Dursun:-Pirasa… Temel: -Hayır… Dursun:-Pasturma…

Temel: -Hayır… pilemedun uşagum , pari ben

söyleyeyüm da…

-Pamya yedum uşagum pamya

Share this post


Link to post
Share on other sites

Bir gün Temel ve Cemal ormanda kamp kurmuşlar. İki gün sonra bir aslanın kükreme

sesi ile uyanmışlar. Temel acelece spor

ayakkabılarını giymiş, bağlarını bağlarken

Cemal: ula Temel nedir bu telaş aslani geçebileceğini

mi düşünisun  diye söyleyince Temel: - ula SENİ GEÇSEM YETER demiş.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Hidayet ölünce cennetin kapısında kuyruğa girer.

Hemen önünde bekleyen adam pederdir. Kapıda bir

melek beklemektedir. Melek pedere sorar: Hiç günahın var mı Peder?

Peder; Aziz melek ben rahiptim. Tüm hayatım

boyunca hep tanrıma dua ettim. Karıma ve çocuklarıma sadık kaldım. İnsanlara ve

hayvanlara hep yardım ettim. Melek; Çok iyi, bunları zaten biliyorduk. Al sana

cennetin gümüş anahtarı der. Ve sonra Hidayet'e döner. Senin hiç günahın var

mı? Hidayet; Ben de her zaman hayvanlara ve insanlara

iyilik yapardım. Tanrıya dua etmedim açıkçası, İnancım da zayıftı ve

bir günahım vardı. Çok sert ve hızlı otobüs

kullanırdım. Melek; Hidayet'e döner ve bunu! da biliyoruz. Çok

iyi al sana cennetin altın anahtarı, der.. Peder bu Olaya çok sinirlenir: Ben Hayatımı tanrıya

adadım siz de gidip bu adamı cennette benden

üstün tutuyorsunuz, bu haksızlık değil mi?! Melek; gülerek: Koçum sen vaaz verirken herkes

uyuyordu ama Hidayet otobüs kullanırken herkes

dua ediyordu...

Share this post


Link to post
Share on other sites

Alper 1 sınıfa başlamıştır. Akşam okuldan döndüğünde,  annesi Alper’e sorar:

- Okul nasıldı memnun kaldın mı?

Alper sakin bir şekilde:

- Sorma anne, daha okulun ilk günü

bize sahtekarlığı öğrettiler. Bizim sınıfın

kapısında 1. sınıf yazıyordu; fakat sıraların hepsi tahtadandı.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Alper 1 sınıfa başlamıştır. Akşam okuldan döndüğünde,  annesi Alper’e sorar:

- Okul nasıldı memnun kaldın mı?

Alper sakin bir şekilde:

- Sorma anne, daha okulun ilk günü

bize sahtekarlığı öğrettiler. Bizim sınıfın

kapısında 1. sınıf yazıyordu; fakat sıraların hepsi tahtadandı.

 

bu alper bizim alper :rofl:

Share this post


Link to post
Share on other sites

Temel otobüs ile şehirler arası yolculuk yapmaktadır. Yolculuk esnasında bir ara

Temel’in telefonu çalmış, arayan Fadime.

Başlamışlar konuşmaya. Bu durum karşısında

muavin gelmiş ve Temel’i uyarmış:

- Beyfendi otobüste telefonla konuşmak

kesinlikle yasaktır. Bu sözleri duyan Temel, Fadime’ ye:

- Fadüme otobüste telefonla konuşmak

yasakmış daaa, ha bakayum, sen konuş ben

seni dinleyrum.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Temel karısından boşanmak için mahkemeye gider.

Duruşma başlamış ve Hakim Temel’e sormuş:

- Kiminle evlisin Temel ?

Temel:

- Karumla evliyum hakim bey!

Hakim kızgın bir şekilde: - Herhalde! Sen hiç erkek ile evli olan birini tanıyor

musunki? der

Temel ciddi bir şekilde:

- Taniyrum tabi hakim bey!.. Hakim:

- Kim ? Temel:

- Karumdur daa!

Share this post


Link to post
Share on other sites

İlkokul öğrencisi Küçük Kayserili Ahmet’e öğretmeni sormuş : - Altı kere altı kaç eder Ahmet? Ahmet: - Otuz dokuz eder öğretmenim. Öğretmen: - Otur, sıfır aldın. Arkadaşı Ahmet’e sorar : - Doğrusunu bildiğin  halde niçin otuz dokuz dedin? Ahmet: - Pazarlık etmeyi düşünüyordum, öğretmen anlamadı.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Temel ile Fadime yaşları daha küçükken oturmuş bahçede bir konu hakkında

konuşurlar.

Temel: Ula Fadüme havuç yemek ne kadar

faydaludur biliyor misun?

Fadime Temele sormuş: Neye faydaludurki

temel? Temel: Cöze çok şifadur. Fadime: - Nasul oluyor  ki o ?

Temel kendinden emin cevap verir.

-Ula Fadüme sen hiç gözlüklü tavşan  cördün

mü da?

Share this post


Link to post
Share on other sites

Ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde  akıl hastaları bir araya gelip kaçış planı

yaparmışlar. Elebaşları planı anlatır:

“Kocaman bir kütük bulup, önce 1. kapıyı,

sonra 2. ve en son da 3. kapıyı kıracağız.

Sonra da herkes başının çaresine bakıp

kaçacak.” Sabah olunca bir kütük bulup hemen 1.  kapıyı

kırarlar, 2. kapıya koşup onu da kırıp 3.

kapıya yönelmişlerdir. 3. kapının açık

olduğunu gören elebaşları bir müddet

düşündükten sonra konuşur:

“Arkadaşlar plan bozulmuştur, geri dönün.”

Share this post


Link to post
Share on other sites

Temel ile Cemal İstanbul’da minibüsle bir yere gidiyorlarmış.

Minibüs Şoförü:

Fatih, Eyüp, Levent, diyormuş

Cemal sıkılmış ve Temel’e demiş ki:

Ula Temel ne zaman ineceğuz?

Temel de demiş ki: Patlama ula uşağum ismimiz söylensin ineruz.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Veli Mısır’da okuyan bir öğrencidir. Sınavlar bitmiş ve yaz tatiline başlayacaktır.  Babası

Veli’ye telefon açar ve sınavların nasıl

geçtiğini sorar. Veli de bilmediği halde “çok iyi

geçti” der ve bunun üzerine babası onu

İstanbul’a işlerinde yardım etmesi için

çağırmıştır. Veli İstanbul’a gitmeden arkadaşına son olarak şöyle der; “Mehmet sen

notlarımı öğrenirsin ve bana telefon edersin.

Eğer telefona babam çıkar ise Muhammed’in

Veli’ye selamı var dersin; o zaman ben bir

tane zayıfım olduğunu anlarım.” Mehmet notları öğrenir ve Veli’yi arar.

Telefona Veli’nin babası çıkar ve Mehmet

şöyle der: – Amcacım Veli’ye söyle, ona bütün

Ümmed-i Muhammed’in selamı var.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Ruh ve Sinir Hastalıkları hastanesinden kaçmaya çalışan iki akıl hastası, karşı taraftan

gelen hastane bekçisini görünce, büyük

gövdeli bir çınarın arkasına saklandılar.

Hastane bekçisi, onların ayak seslerini işitmişti.

Sordu; “Kim o?”

İçlerinden biri kedi gibi miyavladı. Bu başarılı miyavlamadan sonra bekçi

yürüyüp oradan uzaklaşıyordu ki

Akıl hastası kafadarların ayakları altındaki

yapraklar ses çıkardı.

Bekçi geri dönerek yine seslendi: “Kim var

orada?” İkinci  akıl hastası cevap verdi; ” Bir kedi

daha.”

Share this post


Link to post
Share on other sites

Veli Mısır’da okuyan bir öğrencidir. Sınavlar bitmiş ve yaz tatiline başlayacaktır.  Babası

Veli’ye telefon açar ve sınavların nasıl

geçtiğini sorar. Veli de bilmediği halde “çok iyi

geçti” der ve bunun üzerine babası onu

İstanbul’a işlerinde yardım etmesi için

çağırmıştır. Veli İstanbul’a gitmeden arkadaşına son olarak şöyle der; “Mehmet sen

notlarımı öğrenirsin ve bana telefon edersin.

Eğer telefona babam çıkar ise Muhammed’in

Veli’ye selamı var dersin; o zaman ben bir

tane zayıfım olduğunu anlarım.” Mehmet notları öğrenir ve Veli’yi arar.

Telefona Veli’nin babası çıkar ve Mehmet

şöyle der: – Amcacım Veli’ye söyle, ona bütün

Ümmed-i Muhammed’in selamı var.

 

BU ON NUMARAAA KARDESİM [] :clapping: :clapping: :clapping: :clapping: :clapping: :clapping:

Share this post


Link to post
Share on other sites

Temel ile Dursun çocukluk arkadaşıdır. 65’li yaşlara geldiklerinde dahi çok samimi

arkadaşlardır. Birgün Dursun, Temelgile akşam yemeğine

gitmiş.

Temel karısına hep aşkım , canım, papatyam

şeklinde konuşarak sesleniyormuş.

Dursun ise Temel ile Fadüme arasındaki uzun

yıllar süre gelen aşkı hayretle izliyormuş. Fadime’nin olmadığı sırada Dursun, Temel’in

kulağına eğilerek :

- Ya Temel demiş,  45 yıldır hala karına aşkım

canım diyorsun ne güzel anlaşisunuz? demiş. Temel de Dursun’a dönerek : - ‘Ula çaktırma karimun adinu unuttum da

ondan öyle sesleniyrum.’

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.
Note: Your post will require moderator approval before it will be visible.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Loading...
Sign in to follow this  

×
×
  • Create New...